|
Balıkçı motorlarında anlatmadan geçilmeyecek olan bir yer var o da kamara. Günün her saatinde muhabbetin hiç eksik olmadığı, çayların bardaklardan hiç boşalmadığı ve sigaranın her an tüttüğü bir ortam. Tayfalar çektikleri sıkıntılı hayatın yükünü bir nebze azaltmak için gelecekleri adına hayaller kurar, ümitleri ile yaşarlar. Bütün bunların gerçekleşmesi de nerede, ne zaman ve ne miktarda tutulacağı belli olmayan balığa bağlıdır.
Türkiye'de balıkçılık özellikle de bu yazıda bahsedeceğim gırgır balıkçılığı şu
ana kadar hayatımda gözlemlediğim işler arasında en zor olanı. Balıkçı reislerinin
yaşadıkları zorlukları yakından görme fırsatına sahip birişi olarak hayat mücadelesinde
gösterdikleri dirayet karşısında onlara karşı hep hayranlık beslemişimdir. Düşünsenize
ailenizden, evinizden uzakta belirsizliğe doğru açıldığınız denizde nerede, ne
zaman, ne miktarda tutacağınız veya tutamayacağınız balığın peşinde koştuğunuzu...
Bu meslekteki belirsizliği göstermesi açısından uğurlanma şeklini bilmek bile
yeterli "rastgele"...
Bu yazıdan amacım ilkel bir meslek gibi gözüken balıkçılık mesleğinin aslında
ne kadar komplex, gerektirdiği çaba bakımından da ne kadar yıpratıcı olduğunu,
ne kadar kapsamlı bir tecrübe, teknik bilgi ve de sistematik bir yönetim anlayışı
gerektirdiği gibi konular üzerinde duracağım. Denizde uğraştığınız şey insan,
makina ve bunlar arasındaki ilişkilerden öte; doğa, makina, insan ve de bunların
birbirleriyle olan iletişimi...
Avlanma mantığı
Gırgır
balıkçılığının avlanma mantığı şu şekilde: Çember şeklinde uzunca bir ağ (yaklaşık
1500 m uzunluğunda, 130 metre derinliğinde) denize dökülür, sonra bu ağın altı
basılır (ağın alt yakasında demir halkalar vardır ve bu halkaların içinden geçen
çelik tel vasıtası ile ağın altı sıkıştırılarak kaldırılır), ağ adeta bir havuz
olur. Ağ çekildikçe bu havuz ufalır ve en son içindeki balık ufalan ağda sıkışır
ve balık motorun içine alınır. İş anlatıldığı gibi basit değil tabii, denizdeki
balığın bulunması, ağın balığı içine alacak şekilde dökülmesi, çekilmesi, balığın
motora alınması, kasalanması, buzlanması gibi bir çok iş var. Bu çeşit balıkçılığı
yapan motorların uzunlukları 30 metreden 55 metreye kadar değişiyor. Bugün gırgır
balıkçılığı yapacak donanıma sahip 50 metre uzunluğunda bir tekne yapmak en
az 1 milyon dolar tutar. Bu işi yapanların %50'si İstanbul'da yasayan Trabzon
ve Rizeliler, diger büyük bir kısmı Doğu Karadeniz'de. Bu işi yapabilmek için
çocukluktan balıkçılığa başlanması gerekiyor çünkü tecrübe çok önemli ve bilinmesi
gereken dünya kadar iş var. Aslında Türkiye'de balıkçılık tekniği ve teknelerin
yapısı gelişen teknolojiye paralel olarak ve de Karadeniz insanın pratik zekasının
getirdiği avantajlarla çok hızlı ilerlemiş, bir de devletin bu alana hiç müdahalesi
olmaması da önemli bir etken. 20 yıl önce 20 metre teknelerle yapılan işi şimdi
50 metrelik teknelerle yapıyorlar. Bu tür teknelerde en az 20 tane tayfa bulunması
gerekir.
İlginç bir kazanç sistemi
Tayfalar genelde Ordu, Samsun gibi illerden gelir. Trabzon ve Rizeliler genelde
emir altına girecek tipte insanlar olmadıkları için bu illerden hiç tayfa gelmez.
Tayfaların kazanç sistemi ise çok ilginç. Tayfalar motorun yaptığı kara orantılı
olarak kazanıyorlar. Satılan balıktan masraflar (mazot, kumanya) çıkarılıyor
ve geriye kalan kar tayfalar ve motor sahipleri arasında paylaştırılıyor. Bu
tür kazanç sisteminden dolayı asgari ücret, standard maaş gibi kavramlar yok.
Kar zarar sistemi gibi bir sistem. Kazanç değişkenliğinin çok olduğu bu meslekte
sabit ücretle bu işin yapılmasının imkansız olduğunu gören balıkçılar bu tür
bir sistem geliştirmişler. Motorun sahibi kar ettiği kadar tayfa kar eder. Aslında
bu motordaki sosyal dengenin sağlanması açısından da önemli bir etken. Her ne
kadar belirsizliğin hakim olduğu bir meslek olsa da balık tutulduğu dönemlerde
çalıştığı kadar kazanacağını bilen tayfa fazla çalışmaktan çekinmez veya çalışmaktan
kaçmaz. Ekonomik açıdan volatilitenin maksimum seviyelerde oynadığı günümüz
Türkiyesi'nde de zero-sum game mantığından yani birinin kar ettiği kadar diğerinin
zarar ettiği bir mantaliteye alternatif olabilecek türden bir anlayış.
Muhabbetin eksik olmadığı ortam: kamara
Balıkçı motorlarında anlatmadan geçilmeyecek olan bir yer var o da kamara.
Günün her saatinde muhabbetin hiç eksik olmadığı, çayların bardaklardan hiç
boşalmadığı ve sigaranın her an tüttüğü bir ortam. Tayfalar çektikleri sıkıntılı
hayatın yükünü bir nebze azaltmak için gelecekleri adına hayaller kurar, ümitleri
ile yaşarlar. Bütün bunların gerçekleşmesi de nerede, ne zaman
ve ne miktarda tutulacağı belli olmayan balığa bağlıdır. Etrafınızda dalgaların
kırıp geçirdiği, denizin ortasında yapayalnız balık aramakla geçirilen saatlerde
kamaradan başka ne paklar ki insanı.
Gırgır balıkçılığında kullanılan donanım ve aletlerin detayına girersek, en
tepedeki kaptan kulesinde su üstü radarından, dikey radarına (echo sounder),
sonarına, İstanbul'dan Rusya ile netlikle konuşabileceğiniz SSP telsizine, GPS
(global positioning system) harita sistemine, otomatik plotuna, gyro pusulasına,
normal-kara deniz telsizine, koca tekneyi kalem kadar bir çubukla
manevra ettirebileceğiniz hidrolik dümenine, denizin dibindeki değişik akıntıların
hızlarını, vektörel olarak yönlerini veren akıntı cihazına (current indicator),
hava durumu için barometresine kadar birçok cihaz vardır. Su üstü radarı denizin
üzerinde yüzen gemi, kuş, sandal her şeyi gösteren bir cihazdır. Balıkçılar
bu cihaz sayesinde sisli havalarda bile ağlarını rahatça denize
döküp, denizin üstünde 20 cm kadar yükseklik yapan ağın mantarlarını bu cihazlarla
kontrol ederler. Fiyatı gösterdiği uzaklığa bağlı olarak değişiyor(~5000$).
Genelde 50, 60 deniz mili seviyelerine kadar gösterir. Dikey radar teknenin
altından geçen veya teknenin üstünden geçtiği balıkları gösteren bir radardır.
Herhangi bir balıkçı teknesinden en az 2 tane bulunur (fiyatı
~7000$). Motorun altında bu radarın aynaları bulunur, bu aynalardan gönderilen
değişik frekanstaki ses sinyalleri ile denizin dibi ile motorun arasında kalan
cisimler ekranda değişik renk tonlarında belirir. Ekranda beliren değişik renklerdeki
cisimlerden hangisinin balık, hangisinin parazit, hangisinin kaya vb. olduğunu
anlamak reis için çok kolaydır. Aslında tüm bu cihazlar silah
çıktı mertlik bozuldu hesabı birçok adeti, alışkanlığı alt üst etmiş.
Eski teknikler: kuş sıçtı mola, oynak takibi...
Eskiden kuş sıçtı mola, oynak takibi, suyuna göre balık tutma teknikleri gibi
gözlemlerin ağırlığı azalmış yerine bu teknik aletleri kullanma kabiliyetine
bağlı olan bir balıkçılık gelmiş. SSP telsizi çok özel bir telsiz. Rusya'da
batan Türk balıkçı tekneleriyle İstanbul'daki balıkçılar bu telsizler vasıtasıyla
an ben an net bir şekilde konuşuyorlardı. GPS sistemi teknenin koordinatlarını
gösteren ve de bağlı olduğu monitörde harita şeklinde teknenin izlediği yolu,
hızı gösterir. Bu sistemle ayrıca belli önemli bulduğunuz koordinatlara değişik
işaretler koyabilirsiniz. Mesela ağını belli bir yerde yırtan balıkçı o yerde
bir daha ağ atmamak için o koordinata GPS vasıtasıyla bir işaret koyar hatta
yorum bile yazabilir.
Haluk Bayraktar
http://groups.yahoo.com/group/Denizlerimiz e-posta zincirinde yayınlanmıştır.
|