|
Aya Theodosia, bugün Gül Camii olan kiliseydi ve surdaki kapı da onun adını taşıyordu. Haliç'teki kapılar arasında bir tek Yeni Aya Kapı, bir kapı olarak duruyor ki, o da zaten fetihten sonra, Osmanlı nüfusun geçişini kolaylaştırmak için inşa edilmişti.
Aya Theodosia, bugün Gül Camii olan kiliseydi ve surdaki kapı da onun adını taşıyordu.
Haliç'teki kapılar arasında bir tek Yeni Aya Kapı, bir kapı olarak duruyor ki,
o da zaten fetihten sonra, Osmanlı nüfusun geçişini kolaylaştırmak için inşa edilmişti.
Bir de, gene harap durumda, Cibali Kapısı var.
Söylentiye göre Cibali, "Cebe Ali"nin kısalmış şekli. Bir derviş ve
Şeyh olan Cebe Ali, Fatih ordusunda ekmekçibaşılık yapmakta ve işini hiç aksatmamaktaymış.
Yurt Ansiklopedisi efsaneyi şöyle anlatıyor: "Fatih, gemileri karadan denize
indirdiğinde Cebe Ali bu gemilere binmez. Üç yüz Zeyni fakiriyle postlarını
denize yayar, def ve kudüm eşliğinde denize açılırlar. Bunu gören Bizanslılar
korkuyla kaçışırlar. Günümüzde Cibali Kapısı'nın bulunduğu yere geldiklerinde
surlara saldırır ve kente girerler."
Zindankapı
da yok. Ama onunla ilgili bir kalıntı, Bedrettin Dalan'ın buldozerlerinden sonra
da yerinde duruyor. Bu Eminönü Yemiş iskelesinin hemen başındaki, "Baba
Cafer Zindanı" adıyla bilinen kule. Buradaki kapı da, bu kule nedeniyle
Zindankapı diye anılmıştı. Söylentiye göre Cafer Baba Harunreşid'in elçisi olarak
Bizans'a gelmiş, ama bilinmeyen bir nedenle hapse atılmış ve hapiste ölmüş.
Kulenin Bizanslılardan sonra Türkler tarafından da hapisane olarak kullanıldığı
tahmin ediliyor. Yetmişteki Drungari (Odun Kapısı) yıllar öncesinde bir hayli
perişan bir yıkıntı halinde duruyordu. Yakınlarda görmedim, ama Dalan operasyonuna
-yetişebildiyse- göğüs gerdiğini sanmıyorum.
Perama, şimdi karşı kıyıya dolmuş sandallarının -ve Kadıköy'den gelen motorların-
yanaştığı yerdeymiş. Daha Bizans döneminde bile bu sandal trafiğinin varolduğunu
İslam Ansiklopedisi yazıyor.
Çıfıt Kapısı, şimdiki Yenicami'nin bulunduğu yerdeydi. Fetihten önce İstanbul'un
Yahudi nüfusunun çoğunluğu bu bölgedeydi. Daha sonra Hasköy ve Balat'a gittikleri
halde, hakaretamiz "Çıfıt" adı bu yörede kalmış. Karşı kıyı, yani
Karaköy, üstü daha örtülü bir Yahudi izi taşıyor olabilir. Çünkü Osmanlıların
İspanya'dan getirttiği Safarad'lardan önce, Bizans'ta, Karayim Yahudileri oturuyordu
(Karayköy-Karaköy).
Neorion'un bugünkü Bahçekapı olduğu sanılıyor. Hikanatissa kapısının yeri bilinmiyor.
Porta Rectoris, bugünkü Sirkeci araba vapuru iskelesinin bulunduğu bölgedeydi.
O dönemde orada Latinler oturduğu için adı böyleydi. Eugenios ya da Mermer Kapı
ise Sarayburnu'na varmadan son kapıdır. Buralardaki Kentenarion adlı yapı ile
karşı kıyıda, şimdi Yeraltı camii olan kule arasında, Haliç'in koruma zinciri
çekilir ve uçları bu binalara bağlanırdı.
|