Cibalikapi Feneri
 
Ana Sayfa

Tarifler

Cibali ve çevresi

Balık hakkında

 
Cibali Yazilari
 
Cibali Yazıları (24/24)

Aşık Paşa Çeşmesinin gizli tarihi

Cibali'nin üstünde, şehrin en sakin köşelerinden birinde yer alan Aşık Paşa Camii, İstanbul'un fethinden önce muhtemelen bir Bizans kilisesi bulunan bu mahaldeki birkaç Osmanlı yapısından biridir. Rivayete göre cami, türbesi mihrabın önünde bulunan derviş ve tarihçi Aşıkpaşazade tarafından Fatih devrinde yaptırılmıştır. Camii, büyük dedesi derviş Aşık Paşa'ya ithaf ettiği söylenmektedir.

Tarihin bazı muammaları çözülebilir. Bu muammalardan biri de, İstanbul'daki Aşık Paşa Camiinin sokak duvarına bitişik çeşmede bulunan Osmanlıca kitabedir. Kitabede yer alan beyit bir tarihtir. Diğer bir deyişle, beyitteki harflerin sayı değeri toplandığında bir tarih meydana çıkmaktadır. Ebced hesabı denilen bu sisteme göre Arap alfabesinin her harfine belirli bir sayı değeri verilmiştir. Bu sistemden yararlanarak önemli bir olaya tarih düşürmek Osmanlılar arasında çok makbul bir edebî sanat sayılırdı.

Yukarıda sözü geçen Osmanlıca tarih beyti. Aşık Paşa Camiinin sokak duvarı üzerindeki çeşmenin inşasını anmak için yazılmıştır. Cibali'nin üstünde, şehrin en sakin köşelerinden birinde yer alan Aşık Paşa Camii, İstanbul'un fethinden önce muhtemelen bir Bizans kilisesi bulunan bu mahaldeki (Müller-Wiener, 370) birkaç Osmanlı yapısından biridir. Rivayete göre cami, türbesi mihrabın önünde bulunan derviş ve tarihçi Aşıkpaşazade tarafından Fatih devrinde yaptırılmıştır. Camii, büyük dedesi derviş Aşık Paşa'ya ithaf ettiği söylenmektedir.

Aşık Paşa Ceşmesi, Aşık Paşa Camii ile Aşıkpaşazade'nin damadı Seyyid Vilayet'in türbesi arasındaki sokak duvarının bitiminde yer almaktadır. Hicrî 972 (Miladî 1564/1565) yılında yapıldığı sanılıyor. Fakat anlaşılan, çeşmenin yapılışını kutlayan Osmanlıca tarih hiç bir zaman çözülmemiş ya da en azından bu tarihin sırrını bilenler çözümü meraklılara açıklamamışlardır. Durum ne olursa olsun, çeşmenin Osmanlıca kitabesinin iki yüzyıldır çözülmemiş "tarihî bir problem" olduğunu belgeleyebiliriz.

Biri Arapça, diğeri Osmanlıca iki kitabe

Bu probleme işaret eden ilk uyarı Ayvansarayî Hafız Hüseyin'in Hadîkatü 'l-Cevami (Camiler Bahçesi), adlı eserini yazdığı 18. yüzyılın sonlarından kaynaklanmaktadır. İstanbul'daki camileri anlatan bir ansiklopedi niteliğindeki bu eser 1779-1781 yılları arasında tamamlanmış ve genişletilmiş şekliyle 1865 yılında yayımlanmıştır (Kut ve Kut, 408). Ayvansarayî bu eserinde Aşık Paşa Camiini anlatırken, çeşmenin biri Arapça diğeri Osmanlıca olan iki kitabesini de ele almıştır. Her iki kitabe de birer tarihtir. Ayvansarayî, Osmanlıca olan ikinci kitabenin Foto: Hİ Tutaktatmin edici bir şekilde çözülmediğini belirtmiş ve kendisi bir çözüm yolu önermiştir (Ayvansarayî 1281, C. I: 153-154). Bu çözüm apaçık bir fiyasko olduğu için sonradan, günümüze kadar süregelen ufak bir bilimsel tartışmanın temelini oluşturmuştur.

Üstelik Ayvansarayî iki kitabede ortaya çıkan problemi tüm çapraşıklığıyla anlatmamış-bu da büyük bir olasılıkla yayımlanan baskının editörünün ufak bir "düzeltme" yapmasına yol açmıştır. Bu düzeltme de sonraki bilim adamlarının, Ayvansarayî'nin önerdiği çözümün özünü yanlış açıklamalarına ve kendi çabalarını da tek bir yöne yönelterek kısıtlamalarına neden olmuştur. Sonuçta Ayvansarayî'nin çözümü zaten yanlıştı ve sonraki çabalar gerçekten doğru yöndeydi. Yine de Ayvansarayî'nin, eninde sonunda tutarsız da olsa, problemi başlangıçta tam olarak açıklayamaması bu muammanın tarihine bir yön vermiştir. Böylece, kitabenin kendisi kadar şaşırtıcı olan, yanlışlık ve eksikliklerle dolu tarihî kayıtlarını ve önerilen çözüm yollarını izleyerek kendi çözümümüzü bulmaya girişebiliriz.

Aşık Paşa Çeşmesinin biri Arapça diğeri Osmanlıca olmak üzere, her biri birer tarih içeren iki kitabesi var. Çeşme kemerinin üstündeki Arapça kitabe dört beyitten meydana gelmiştir. Çeşme kemerinin sağ ve sol omuz başlarında birer mısraı bulunan Osmanlıca kitabe ise tek beyitten ibarettir, iki yüzyılı aşkın bir süredir bilim adamlarının pek az ilgisini çeken işte bu Osmanlıca beyittir.

Gerçi burada bizi ilgilendiren başlıca konu Osmanlıca beyit ise de, önce, bu Osmanlıca tarih beyti için başvurulacak bir kaynak olan ve Osmanlıca tarih beytinin çözülmesini sağlayabilecek iki ayrı tarih veren Arapça kitabeye bakmamız gerekiyor. Bu tarihlerden biri olan 978 tarihi taşın üzerine rakamla açıkça yazılmış, diğer tarih 972 ise Arapça kitabede ima edilmiştir.

Yukarıda belirtildiği gibi, çeşme kemerinin üzerinde yer alan Arapça kitabe dört beyitten ibarettir. Kitabenin bitiminde tarih Arap rakamlarıyla sene 978 şeklinde (1570-1571) yazılmıştır. Kitabenin sonundaki tarih beyti ise şöyledir:



ve kale'ş-şeyhü tarîhen cemîlen
tevekkelna 'ala'l-lahi'r-rahîm

Bu beyit çeşme için başka bir tarih göstermektedir: 972 (1564-1565). Bu 972 tarihi doğrudan tevekkelna 'ala'l-lahi'r-rahîm mısraındaki harflerin sayı değeri hesaplanarak elde edilmiştir ve Ayvansarayî'nin Hadîkatü'l-Cevami adlı eserinin yayımlanan baskısında yazılan tek tarih de budur.

Muhtemelen, rakamla yazılan 978 tarihi, Arapça kitabenin yazıldığı ve taşın çeşme kemeri üstündeki yerine konulduğu gerçek tarihi göstermekte, 972 tarihi ise tarih kitabesinde ima edildiği gibi çeşmenin yapım tarihidir.

Redaktörün tarih "düzeltmesi"

Çeşme kitabelerinin öyküsünü izleyebilmek için iki noktanın iyice anlaşılması gerekiyor. Birincisi, Osmanlıca tarih beytini çözmeye çalışırken, her iki tarihin de anlam taşıyabileceği göz önünde tutulmalıdır, ikincisi ise, Hadîkatü 'l-Cevami'nin yayımlanmış baskısında yalnızca Arapça tarih kitabesinin ima ettiği 972 tarihi yazıldığı için bilim adamları yanlış yere, Ayvansarayî'nin Osmanlıca tarih beytinin çözümünde elde etmeye çalıştığı tarihin bu tarih olduğunu farz etmişlerdir.

Hadîkatü 'l-Cevami'nin yayımlanmış baskısı yalnızca 972 tarihini veriyorsa da, bu eserin çoğu elyazmaları Arapça kitabeyi ve rakamla yazılı 978 tarihini aynen taşın üzerinde görüldüğü gibi vermektedir. Demek ki kitabenin sonunda 978 yazılı. Bu elyazmaları her ne kadar Ayvansarayî'nin ölümünden sonra yazılmış nüshalar ise de, bundan aslında Ayvansarayî'nin kendisinin Arapça kitabedeki beyitleri ve sene 978'i aynen kaydettiği sonucunu çıkarabiliriz. Fakat Ayvansarayî, rakamla yazılı tarihin kitabede ima edilen tarihten farklı olduğunu söylememiştir. Büyük bir ihtimalle, sonraları bir redaktör veya yayımlanan baskının editörü rakamla yazılı 978 tarihini, tarih mısraına uysun diye 972 şeklinde değiştirerek "düzeltme" yapmıştır.

Ayvansarayî'nin Osmanlıca tarih beytindeki muammaya gösterdiği ilgiye karşılık Arapça kitabedeki bu çelişkiden söz etmemesi garip. Belki de, 978 tarihini elde etmek üzere çözmeye çalıştığı Osmanlıca tarih beyti için önerdiği çözüm yolunu zayıflatmak istemiyordu.


Edward Mitchell
Çeviren: Serap Bezmez

Yazı kısmen alınmıştır.
Tarih ve Toplum Dergisi, Cilt:15, Haziran 1991
http://www.iletisim.com.tr
İletişim Yayıncılık A.Ş.
İSTANBUL
Klodfarer Cad. İletişim Han 7/2 Cağaloğlu 34400 İstanbul / Türkiye
Tel : +90 212 516 22 60 (Pbx)
Fax : +90 212 516 12 58
iletisim@iletisim.com.tr

     
 
 
FOTO-GALERI

Fotograflarla Cibalikapi

SON BALIK YAZILARI


Balık takvimi


İstanbul balık olsa


Hangi ayda hangi balık lezzetlidir?


Türkiye'de gırgır balıkçılığı-3


Türkiye'de gırgır balıkçılığı-2


Türkiye'de gırgır balıkçılığı-1


Byzantion'un palamutları ve Altın Boynuz


Balıklar Haliç'e dönüyor!


Karadeniz, hamsimiz ve hamsigiller


Yakamoz ve balık avı

©2006, CİBALİKAPI FENERI
Sitemizde yer alan görsel ve yazılı döküman, kaynak gösterilmek suretiyle kullanılabilir.