|
Cibali'nin üstünde, şehrin en sakin köşelerinden birinde yer alan Aşık Paşa Camii, İstanbul'un fethinden önce muhtemelen bir Bizans kilisesi bulunan bu mahaldeki birkaç Osmanlı yapısından biridir. Rivayete göre cami, türbesi mihrabın önünde bulunan derviş ve tarihçi Aşıkpaşazade tarafından Fatih devrinde yaptırılmıştır. Camii, büyük dedesi derviş Aşık Paşa'ya ithaf ettiği söylenmektedir.
Tarihin bazı muammaları çözülebilir. Bu muammalardan biri de, İstanbul'daki
Aşık Paşa Camiinin sokak duvarına bitişik çeşmede bulunan Osmanlıca kitabedir.
Kitabede yer alan beyit bir tarihtir. Diğer bir deyişle, beyitteki harflerin
sayı değeri toplandığında bir tarih meydana çıkmaktadır. Ebced hesabı denilen
bu sisteme göre Arap alfabesinin her harfine belirli bir sayı değeri verilmiştir.
Bu sistemden yararlanarak önemli bir olaya tarih düşürmek Osmanlılar arasında
çok makbul bir edebî sanat sayılırdı.
Yukarıda sözü geçen Osmanlıca tarih beyti. Aşık Paşa Camiinin sokak duvarı
üzerindeki çeşmenin inşasını anmak için yazılmıştır. Cibali'nin üstünde, şehrin
en sakin köşelerinden birinde yer alan Aşık Paşa Camii, İstanbul'un fethinden
önce muhtemelen bir Bizans kilisesi bulunan bu mahaldeki (Müller-Wiener, 370)
birkaç Osmanlı yapısından biridir. Rivayete göre cami, türbesi mihrabın önünde
bulunan derviş ve tarihçi Aşıkpaşazade tarafından Fatih devrinde yaptırılmıştır.
Camii, büyük dedesi derviş Aşık Paşa'ya ithaf ettiği söylenmektedir.
Aşık Paşa Ceşmesi, Aşık Paşa Camii ile Aşıkpaşazade'nin damadı Seyyid Vilayet'in
türbesi arasındaki sokak duvarının bitiminde yer almaktadır. Hicrî 972 (Miladî
1564/1565) yılında yapıldığı sanılıyor. Fakat anlaşılan, çeşmenin yapılışını
kutlayan Osmanlıca tarih hiç bir zaman çözülmemiş ya da en azından bu tarihin
sırrını bilenler çözümü meraklılara açıklamamışlardır. Durum ne olursa olsun,
çeşmenin Osmanlıca kitabesinin iki yüzyıldır çözülmemiş "tarihî bir problem"
olduğunu belgeleyebiliriz.
Biri Arapça, diğeri Osmanlıca iki kitabe
Bu probleme işaret eden ilk uyarı Ayvansarayî Hafız Hüseyin'in Hadîkatü 'l-Cevami
(Camiler Bahçesi), adlı eserini yazdığı 18. yüzyılın sonlarından kaynaklanmaktadır.
İstanbul'daki camileri anlatan bir ansiklopedi niteliğindeki bu eser 1779-1781
yılları arasında tamamlanmış ve genişletilmiş şekliyle 1865 yılında yayımlanmıştır
(Kut ve Kut, 408). Ayvansarayî bu eserinde Aşık Paşa Camiini anlatırken, çeşmenin
biri Arapça diğeri Osmanlıca olan iki kitabesini de ele almıştır. Her iki kitabe
de birer tarihtir. Ayvansarayî, Osmanlıca olan ikinci kitabenin tatmin
edici bir şekilde çözülmediğini belirtmiş ve kendisi bir çözüm yolu önermiştir
(Ayvansarayî 1281, C. I: 153-154). Bu çözüm apaçık bir fiyasko olduğu için sonradan,
günümüze kadar süregelen ufak bir bilimsel tartışmanın temelini oluşturmuştur.
Üstelik Ayvansarayî iki kitabede ortaya çıkan problemi tüm çapraşıklığıyla
anlatmamış-bu da büyük bir olasılıkla yayımlanan baskının editörünün ufak bir
"düzeltme" yapmasına yol açmıştır. Bu düzeltme de sonraki bilim adamlarının,
Ayvansarayî'nin önerdiği çözümün özünü yanlış açıklamalarına ve kendi çabalarını
da tek bir yöne yönelterek kısıtlamalarına neden olmuştur. Sonuçta Ayvansarayî'nin
çözümü zaten yanlıştı ve sonraki çabalar gerçekten doğru yöndeydi. Yine de Ayvansarayî'nin,
eninde sonunda tutarsız da olsa, problemi başlangıçta tam olarak açıklayamaması
bu muammanın tarihine bir yön vermiştir. Böylece, kitabenin kendisi kadar şaşırtıcı
olan, yanlışlık ve eksikliklerle dolu tarihî kayıtlarını ve önerilen çözüm yollarını
izleyerek kendi çözümümüzü bulmaya girişebiliriz.
Aşık Paşa Çeşmesinin biri Arapça diğeri Osmanlıca olmak üzere, her biri birer
tarih içeren iki kitabesi var. Çeşme kemerinin üstündeki Arapça kitabe dört
beyitten meydana gelmiştir. Çeşme kemerinin sağ ve sol omuz başlarında birer
mısraı bulunan Osmanlıca kitabe ise tek beyitten ibarettir, iki yüzyılı aşkın
bir süredir bilim adamlarının pek az ilgisini çeken işte bu Osmanlıca beyittir.
Gerçi burada bizi ilgilendiren başlıca konu Osmanlıca beyit ise de, önce, bu
Osmanlıca tarih beyti için başvurulacak bir kaynak olan ve Osmanlıca tarih beytinin
çözülmesini sağlayabilecek iki ayrı tarih veren Arapça kitabeye bakmamız gerekiyor.
Bu tarihlerden biri olan 978 tarihi taşın üzerine rakamla açıkça yazılmış, diğer
tarih 972 ise Arapça kitabede ima edilmiştir.
Yukarıda belirtildiği gibi, çeşme kemerinin üzerinde yer alan Arapça kitabe
dört beyitten ibarettir. Kitabenin bitiminde tarih Arap rakamlarıyla sene 978
şeklinde (1570-1571) yazılmıştır. Kitabenin sonundaki tarih beyti ise şöyledir:

ve kale'ş-şeyhü tarîhen cemîlen
tevekkelna 'ala'l-lahi'r-rahîm
Bu beyit çeşme için başka bir tarih göstermektedir: 972 (1564-1565). Bu 972
tarihi doğrudan tevekkelna 'ala'l-lahi'r-rahîm mısraındaki harflerin sayı değeri
hesaplanarak elde edilmiştir ve Ayvansarayî'nin Hadîkatü'l-Cevami adlı eserinin
yayımlanan baskısında yazılan tek tarih de budur.
Muhtemelen, rakamla yazılan 978 tarihi, Arapça kitabenin yazıldığı ve taşın
çeşme kemeri üstündeki yerine konulduğu gerçek tarihi göstermekte, 972 tarihi
ise tarih kitabesinde ima edildiği gibi çeşmenin yapım tarihidir.
Redaktörün tarih "düzeltmesi"
Çeşme kitabelerinin öyküsünü izleyebilmek için iki noktanın iyice anlaşılması
gerekiyor. Birincisi, Osmanlıca tarih beytini çözmeye çalışırken, her iki tarihin
de anlam taşıyabileceği göz önünde tutulmalıdır, ikincisi ise, Hadîkatü 'l-Cevami'nin
yayımlanmış baskısında yalnızca Arapça tarih kitabesinin ima ettiği 972 tarihi
yazıldığı için bilim adamları yanlış yere, Ayvansarayî'nin Osmanlıca tarih beytinin
çözümünde elde etmeye çalıştığı tarihin bu tarih olduğunu farz etmişlerdir.
Hadîkatü 'l-Cevami'nin yayımlanmış baskısı yalnızca 972 tarihini veriyorsa
da, bu eserin çoğu elyazmaları Arapça kitabeyi ve rakamla yazılı 978 tarihini
aynen taşın üzerinde görüldüğü gibi vermektedir. Demek ki kitabenin sonunda
978 yazılı. Bu elyazmaları her ne kadar Ayvansarayî'nin ölümünden sonra yazılmış
nüshalar ise de, bundan aslında Ayvansarayî'nin kendisinin Arapça kitabedeki
beyitleri ve sene 978'i aynen kaydettiği sonucunu çıkarabiliriz. Fakat Ayvansarayî,
rakamla yazılı tarihin kitabede ima edilen tarihten farklı olduğunu söylememiştir.
Büyük bir ihtimalle, sonraları bir redaktör veya yayımlanan baskının editörü
rakamla yazılı 978 tarihini, tarih mısraına uysun diye 972 şeklinde değiştirerek
"düzeltme" yapmıştır.
Ayvansarayî'nin Osmanlıca tarih beytindeki muammaya gösterdiği ilgiye karşılık
Arapça kitabedeki bu çelişkiden söz etmemesi garip. Belki de, 978 tarihini elde
etmek üzere çözmeye çalıştığı Osmanlıca tarih beyti için önerdiği çözüm yolunu
zayıflatmak istemiyordu.
Edward Mitchell
Çeviren: Serap Bezmez
Yazı kısmen alınmıştır.
Tarih ve Toplum Dergisi, Cilt:15, Haziran 1991
http://www.iletisim.com.tr
İletişim Yayıncılık A.Ş.
İSTANBUL
Klodfarer Cad. İletişim Han 7/2 Cağaloğlu 34400 İstanbul / Türkiye
Tel : +90 212 516 22 60 (Pbx)
Fax : +90 212 516 12 58
iletisim@iletisim.com.tr
|