Cibalikapi Feneri
 
Ana Sayfa

Tarifler

Cibali ve çevresi

Balık hakkında

 
Balik Yazilari
 
Balık Yazıları (9/12)

Türkiye'de gırgır balıkçılığı-3

Reis için motoru tüm donanımıyla idare etmekten öte tayfaları da çok iyi bir şekilde idare etme zorunluluğu vardır. Onlarda kendine karşı güven oluşturmalı ve de morallerini daima yüksek tutmaya itina göstermeli. Özellikle her motorun tayfasının birbirinden ve de tuttuğu balıktan haberdar olma gibi bir durum ile karşı karşıya olduğunuz için eğer siz az balık tutmuşsanız reis olarak bunun makul açıklamaları tayfalara kapalı bir şekilde vermek zorundasınız.

Gırgır balıkçılığı ile genelde lüfer, palamut, çinekop (lüferin ufağı), istavrit, hamsi, orkinos, sardalya, kolyos gibi balıklar tutulur. Bu balıkların boyutları farklı farklı oldukları için Balıkçılar 3 tip ağ kullanırlar. Hamsi ağı, Canavar ağı, orkinos ağı. Bu ağlar göz büyüklüğüne göre farklılık gösteren ağlar. Hamsi ağı en ufak gözlü olanı, ve en pahalı olanı. Bu arada hamsi balığı Türkiye'nin en bereketli olan ve de ayrıca en endüstriyel olan balıkdır. Hamsi yumurtaları denizin dibinde değil de denizin ortasında yüzerler bu yüzden dibte diğer balıklara yem olma durumu olmaz ve böylelikle çok çoğalırlar. Bunun yanı sıra hamsi balığından balık unu yapılmaktadır. Balık unu ise yem sanayinde bolca kullanılmaktadır. Şu an balıkçılık yapıp aynı zamanda balık unu fabrikası kuran Balıkçılar var, bir nevi tekstildeki entegre tesisler gibi.

Asabi reis, tayfa kaçırır!

Balıkçılıktaki organizasyon şekli ise şöyledir, en üstte reis onun altında tayfaların koordinatörü diyebileceğimiz koca reis, sonrasında yaptıkları işe göre botçu (büyük motorların arklarında çekili olan ufak tekneler.), mantarcı (ağ çekilirken mantarı istif eden), hamlacı (ağ çekilirken ağın dip tarafındaki ağırlık yapan kurşunları istif eden), makinist, torcu (ağın mantar yaka ile kurşun arasında kalan ağ kısmını istif eden), telci, güvertede çalışanlar, aşçı... diye tayfalar ayrılırlar. Reis'in tayfaya karşı tutumu çok önemlidir. Doğaya karşı mücadelenin zorluğunun getirdiği asabiyet sonucu bazı reisler tayfalara karşı çok aşağılayıcı oluyorlar. Tayfalar da son yıllarda motorlardan kaçmaya başlamışlardır. Özellikle balık sezonu kötü başladıysa, bu kaçış olaylarına sıkça rastlanmaktadır. Tayfalar sezon başında platka denilen peşin para alırlar. Bunun hakkını bile ödemeden gerçekleşen bazı kaçış olayları balıkçıları çok zor durumda bırakmaktadır.

Her şey nasip kısmet!

Dev bir orkinos ve balıkçılar... Foto:H.BayraktarBir reis için motoru tüm donanımıyla idare etmekten öte tayfaları da çok iyi bir şekilde idare etme zorunluluğu vardır. Onlarda kendine karşı güven oluşturmalı ve de morallerini daima yüksek tutmaya itina göstermeli. Özellikle her motorun tayfasının birbirinden ve de tuttuğu balıktan haberdar olma gibi bir durum ile karşı karşıya olduğunuz için eğer siz az balık tutmuşsanız reis olarak bunun makul açıklamaları tayfalara kapalı bir şekilde vermek zorundasınız. Aslında denizde her şey nasip kısmettir, emsaliniz motorlarla aynı yerlerde avlanırsınız, aynı imkanlarınız vardır ama tuttuğunuz balık çok farklı olabilir. Bunun içinde çok ilginç bir örnek vermek istiyorum. Türkiye'nin Romanya sınırına en yakın yer Kırklareli'ne bağlı İğneada'da balıkçılık yaptığımız günlerin birinde, yine sabahleyin erkenden tüm Balıkçı motorları limandan çıkıyoruz, biz en öndeyiz, radarda yüklü bir balık tespit ediyoruz ve hemen ağ atıyoruz, tüm motorlar de peşimizden ağ atıyorlar. Hemen 50 metre yanımıza da başka bir balıkçı motoru ağ atıyor. Telsizlerden konuşuluyor hemen hemen herkes radarında aynı şeyleri görmüş. Biz ağı çektik içinden 1000 tane filan lüfer balığı çıktı. Yanımızdaki motor ağını tam bitirmemesine rağmen ağının lüferlerle dolu olduğunu görüyoruz ve o moladan o motor tam 50,000 civarında lüfer balığı avlıyor. Bugünün parasıyla 150 milyarlık bir paraya o balığı satıyor. Gelin de buna nasip kısmet demeyin... Bunun gibi daha bir sürü örnek gösterilebilir.

Hafızalarda kazılı dip haritaları

Reislerin babadan oğula geçen balıkçılıkta kullanılması zaruri olan bir takım bilgileri vardır. Bugün bu anlattığım balıkçılığı yapan tüm reislerin hafızasında tüm Karadeniz sahilleri, İstanbul Boğazı, Marmara sahillerinden Çanakkale'ye kadar denizin dibinin haritası vardır. Bu haritanın çizili bir hali yoktur, ama hafızalarında nerde kaya, taş, batık gemi, kepezlik, kum hepsinin yeri doğal koordinatları ile mevcuttur. Bu doğal koordinat aslında eski Balıkçı reisleri için daha geçerli bir kavram. İki çizginin kesiştiği noktanın yerinin sabit olduğunu bilen Balıkçılar kendilerine işaretlerle kafalarına belli yerlerin doğal koordinatlarını yazmışlardır. Mesela Kilyos'un kumu ile Riva'daki minarenin hizasındayken liman ağzı ve Esek adası da aynı hizaya geliyorsa orası su kayalıktır gibi kafalarına onlarca işaret koymuşlardır. Bu doğal koordinatlar o kadar şaşmaz ki mesela ünlü trolculardan olan dedem, 30 metre arası olan iki kayanın arasından bu doğal işaretleri vasıtasıyla trol kapaklarını geçirebiliyormuş.

Balıkçılar, adeta doğa bilimcileri

Deniz altı bilgilerinden öte denizin üstüne dair, hava şartlarına dair, ayın durumuna dair de birçok bilgiler mevcuttur balıkçıların kafalarında, adeta doğa bilimcisi gibi düşünen insanlar. Balıklar genelde alaylar halinde gezerler. Tutulan balıklara ve miktarlarına göre reisler kendi aralarında balıkların ne tarafa doğru yöneldiklerini, ne zaman ve nerede tutulabileceklerine dair çok yoğun tartışmalar yaparlar. Kafalarında ne bir istatistiksel model vardır ne "markov chain" gibi olasılık hesap modelleri. "Balık bugün Zonguldak'ta tutulduysa iki gün sonra Şile'de tutulma olasılığı şudur" diye bir hesap yapmazlar, ama onların saf tecrübeleri ile yaptıkları hesapların bahsi geçen modellerden çok daha fazla tutarlı olacağını düşünüyorum.

Birlik ve beraberlik ruhu

Balıkçılıkta doğa kanunlarına karşı iş yaptığınız için ve de beşer gücünü aşan bir kuvvetle karşı karşıya olduğunuz için, balıkçılar arasındaki birlik ve beraberlik çok güçlüdür. Dışarıdakidünyada beşerin kendi elleriyle koydukları kurallar ile birbirini yemekle uğraşmaz balıkçılar. Herhangi bir zaman herhangi bir motor zor duruma düştüğü an hemen bir diğeri ona yardıma koşar, kendi ekmeği peşinde koşmaktansa yardımı tercih eder. Yalnız kendinizi düşünmeye başladığınız anda potansiyel anlamda itibarınızdan öte çok şey kaybetmeye başlamışsınızdır denizcilikte. Bir motorun başka bir balıkçı motorunun aleyhine hareket etmesi diye bir şey çok az olur, çünkü sistem bu tür kaçamaklara izin vermeyecek şekilde ayarlanmış. Halbuki Türkiye'de yaşanan vahşi kapitalizm gibi herkesin aynı balığı tutmaya çalıştığı hengamede balıkçıların karşılıklı yardımlaşma içinde olmaları pek de mantıklı gibi gözükmüyor ilk başta.

Haberleşme donanımı en üst düzeyde

Son olarak da balıkçı reislerindeki karar mekanizmalarına dair bir kaç söz ederek daha üzerinde çok konuşulacak olan balıkçılığa dair yazımı bitirmek istiyorum. Haberleşmenin dünyadaki önemi ve yeri aynen balıkçılık için de geçerli. Bu sebepten dolayı balıkçılarda her türlü haberleşme cihazı, hatta bazı balıkçılarda bu haberleşme cihazlarını dinleme cihazları bile mevcuttur (cep telefonunun olmadığı zamanlarda mobil telefonları dinleyen aletlerle başka balıkçıları dinleyen Balıkçılar vardı, bu iş çok vaveyla kopardı...). balığın nerede çıkacağı hiç belli olmadığından balığın ilk çıktığı yerden haberdar olmak, ne miktarlarda çıktığını bilmek, bunun üzerindeki yorumları takip edebilmek gibi birçok sebebten dolayı haberleşme çok önemlidir.

Balıkçının aldığı bir haberi değerlendirip, motoru yönlendirmesi aslında en çok balıkçının karakterine bakar, gezmeyi seven bir Balıkçı, mazot yakmayı çok fazla düşünmeyen birisidir ve aldığı haberlere karşı hassasiyeti mazot yakmaktan kaçınan, fazla dolaşmaktansa belli yerlerde mevzilenip orda balığın kendine gelmesini bekleyen bir balıkçı karakterine göre daha fazladır. Ama sonuçta ne olursa olsun belli bir risk - getiri anlayışı ve buna bağlı olarak her Balıkçının kendine göre oluşturduğu fayda eğrisine göre bir karar alma durumu vardır. Bu her ne kadar matematiksel bir temelden öte, hissi bir temele dayansa da sonuçta ikisi de birbirine paralellik arz ettiği bir şekilde balıkçı kararını verir... Yine bence bu tur işlerde hissi ve sezgisel davranmak başka her türlü metotun üstünde gelir. Çünkü karşınızda sizin iradenizden bağımsız bir şekilde mevcudiyetini sürdüren bir doğa var...

Her ne kadar yazılacak daha çok şey olsa da...


Haluk Bayraktar

     
 
 
FOTO-GALERI

Fotograflarla Cibalikapi
SON CİBALİ YAZILARI


Aşık Paşa Çeşmesinin gizli tarihi


Abdülezel Paşa Caddesi


Haliç surları


İstanbul'da su


Cebe Ali Bey


Haliç sırtlarındaki masal şatosu Kırmızı Okul


İstanbul Kapıları -5


İstanbul Kapıları -4


İstanbul Kapıları -3


İstanbul Kapıları -2

©2006, CİBALİKAPI FENERİ
Sitemizde yer alan görsel ve yazılı döküman, kaynak gösterilmek suretiyle kullanılabilir.